"Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir.
Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir..."
ATATÜRK
2007-2008 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
SONU KAPANIŞ KONUŞMASI
Yoğun geçen bir eğitim-öğretim yılı ardından, çocuk ve gençlerimiz tatil dönemine giriyorlar. Verimli ve başarılı geçirdiğimiz bu yılda, emeği geçen tüm yöneticilerimize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize teşekkür ederim. Dersler, yazılılar, sınavlar, okul-içi etkinliklerle dolu yoğun ve hareketli bir öğretim yılını geride bıraktığımız şu günlerde karne alma telaşı ve tatile girmenin heyecanını yaşamaktayız.
Karnelerin alındığı dönemlerde anne, baba ve çocuklar açısından karşılaşılan en önemli nokta karnenin beklenildiği gibi gelmemesidir. Çocuklar "Neden zayıf getirdin?", “Bu karnenin hali ne?” şeklinde sorularla karşılaşmaktadırlar. Ders başarısı ve sonuçta karneye yansıyan öğrenme düzeyi, anne-baba kadar çocuk ve ergen için de önemlidir. Başarılı bir karne ile öğrencinin kendine olan öz güveni ve saygısı gelişecektir. Ancak zayıf notların bulunduğu karneler çocuk ve gençlerin birçok olumsuz durumla karşılaşmalarına neden olmaktadır. Sevgi yetersizliği, fiziksel şiddet ve ilgisizlik gibi yanlış ana-baba tutumları çocuğun ruhsal gelişimini ve kendine güvenini olumsuz etkiler. Anne baba tepkileri ya da içinde bulundukları olumsuz duygular nedeniyle çocuk ve gençler zaman zaman medyadan da izlediğimiz üzücü sonuçlara yol açan davranışlar sergilemektedirler. Bu tür olumsuzlukların yaşanmaması için ailelerin çocuklarına karşı göstermesi gereken bazı tutum ve davranışlar vardır.
Unutulmamalıdır ki karne, çocuğun yeterliliğini ve kişiliğini gösteren bir belge olmaktan çok, çocuğun okulla ilgili alması gereken sorumlulukları alıp almadığını, okul konusunda yapması gereken görevleri yerine getirip getirmediğini gösterir. Arkadaş ve aile ilişkileri gibi birçok konuda anne babalara ipuçları verir. Öğrencinin başarılı ya da başarısız olarak etiketlendiği bir “belge” değildir.
Çocuğun başarısını ve yeteneğini değerlendirmede nihai bir belge olmayan karne notları ile çocuğu yargılamak, onda tamiri mümkün olmayan yaralar açabilir.
Çocukta oluşabilecek olumsuz durumların meydana gelmemesi için neler yapılmalıdır?
· Çocuğunuz ister olumlu, isterse olumsuz bir karne getirsin, anne-baba olarak ona sevgi ve şefkatinizi göstermeye devam etmelisiniz. Çocuğunuz olumlu veya olumlu olmayan karneyi çekinerek size uzatsa da, onu kucaklayın ve sevginizi gösterin. İyi karneye hediye verdiğiniz gibi kötü karneye de hediye verin.
· Kötü karne getiren çocuğunuza asla bağırmayın, suçlamayın. Onu tehdit etmeyin. Olumsuz bir şekilde eleştirip ona lakap takmaktan kaçının. Bağırma, dövme ve cezalandırma gibi onur kırıcı davranışlardan kesinlikle uzak durun.
Genellikle yapılan hataların en başında gelen kıyaslama yöntemini kesinlikle yapmayın. Arkadaşının karnesinin başarılı olduğunu söyleyip çocuğunuzu arkadaşıyla kıyaslamak son derece yanlış bir davranıştır. Bunun yerine anlayışla yaklaşıp onunla arkadaş gibi konuşarak üzülmemesi gerektiğini ve bir sonraki dönem de düzeltme fırsatının olduğunu söyleyin.
Öncelikle karnede gördüğünüz iyi notlar üzerinde durun ve memnuniyetinizi belirtin.
Kırık notlara ilişkin ifadelerinizi özenle seçin, tehditkar ve tartışmaya yol açacak ifade
tarzından kaçının. Daha az başarılı olduğu derslere nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Çocuğunuza karnesi nasıl olursa olsun onu sevdiğinizi gösterin.
Çocuğunuzu tatilde ders çalışması için zorlamayın. Fakat kesinlikle de ilgisiz kalmayın. Birlikte yapabileceğiniz etkinlikleri planlayıp uygulayın. Çocuk ilköğretim 1.sınıfa gidiyorsa okuma-yazma, matematik gibi yeni öğrenmeye başladığı konuları ara verildiğinde unutabilir. Zaman zaman tekrar edilmesinde fayda vardır.
Televizyonu çok izlemesine, bilgisayarda saatlerce oynamasına ve internette sürekli vakit geçirmesine izin vermeyin. Yerine alternatif etkinlikler bulun. Sportif faaliyetlerle enerjisini olumlu yönde kullanmasını sağlayın.
Olumsuz ve eksik bulduğumuz davranışlar yerine olumlu bulduğumuz ve beğendiğimiz yönlerini vurgulamak, çocuğumuza daha çok motivasyon sağlayacaktır.
Aileler başarı ya da başarısızlık durumunda heyecanlarını fazla dışa vurmamalıdırlar.
Öğretmenler tatil için fazla ödev verme yoluna gitmemeli; öğrencilerimiz öncelikle dinlenmeli, ailesi ile birlikte sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalı ve bol bol okumalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki bir çocuk için en değerli hazine anne ve babasının onu sevdiğini ve değer verdiğini bilmesidir. Tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize güzel bir tatil dilerim.